26 Ağustos 2010 Perşembe

Kanlı Günlük..S01E06..Sezon Finali

       Sevdiğim şimdi çok uzaklarda...

       Okumakta olduğunuz bu sayfa ne yazıkki günlüğümün son sayfası..Olanlardan sonra bu günlüğü kullanamayacağımı artık noktalamam gerektiğini anladım.Yaşadığım onca şeyden sonra bu son olanlar herşeyi bitirme noktasına kadar getirdi.Söylenecek belki çok şey var ama inanın şu kalemi zor tutuyorum..

       Nereden başlayacağımı bilemiyorum..Ama her zaman ki yerden başlarsam belki sonunu getirebilirim :


       Telefon çalıyordu..

      Her yer kan revan içinde.
      Gözlerim kırmızıdan başka renk görmüyor..
       Telefonun sesini hala duyabiliyorum..Hayatımda ki en çok istediğim şey şu telefonun susmasıydı.Ama ancak açınca çalmasına engel olabiliyordum..Sadece onu dinleyebilmekle yetindim :

       Uzun zaman olmuştu senle sohbet etmeyeli..Senle görüşmeden önce hep kendi kendime söyleniyordum acaba beni görünce tanıyabilecek mi diye.Ama küçücük de olsa bir tepki bile vermedin.Üzüldüğümü sanma senin insanlara verdiğin değeri bir kez daha görmüş oldum.Değişen birşey olmadı..

       Sana eğer benim dediklerimi yaparsan bende sana kim olduğum hakkında bir takım açıklamalarda bulunacağıma dair söz vermiştim.Ehh onun zamanı gelmiş gibi.İlk olarak sana odada ki kanın kime ait olduğunu söylemeyi çok isterdim ama süprizi bozmak istemiyorum herşeyin bir sırası var..

       Bizim tanışıklılığımız çok eskilere dayanıyor.Senin hatırlayacağını pek sanmıyorum çünkü her seferinde anlatmama rağmen sen gene unutuyorsun değişen birşey olmuyor..

       Hiç kafanın sağ arkasındaki yara izine neyin sebeb olduğunu merak ettin mi..Oturup düşündün mü, annene babana sordun mu hiç..Eminim sormuşsundur ama onlardan da bir cevap alamamışsındır.Senin için hep bilinmez bir yara izi olarak kalmıştır o yara izi.Benim kim olduğumla ilgili ilk bilgi bu olsun o zaman..

       O yara izini ben yaptım.O kadar kolay olmamıştı açıkcası yaparken zorlanmıştık.Evet yaparken diyorum çünkü beraber yapmıştık sende yardım etmiştin.Çok da eğlenmiştik açıkcası.Sonrada sen bana yapmıştın aynısını.Birbirimiz üzerinde ömrümüz boyunca birbirimizi unutamayacağımız işaretler koymuştuk. Birlikteliğimizin miladı olarak saymıştık..Her miladın başlangıcı olduğu gibi bitişi de varmış demekki..

       Bilmem bazı şeyleri hatırlamaya başladın mı..Suskunluğundan hayır anlamını çıkarıyorum izin ver devam edeym..Benim kim olduğum ile ilgili ikinci bilgini vereyim belki bir hareketlenme olur beyninin ucra köşelerinde..

       Telefonun çalması..Telefonu niye sen açana kadar sürekli çaldırdığımı düşündün mü hiç.Sen herşeyden mutluluk çıkartırdın.Telefon çaldığında açmazdık ve daha ne kadar çalacağını bekler dururduk bu anlarda çok eğlenirdik.En büyük hayalin o telefonun durmadan çalmasını dinlemek izlemekti.Bir gün tam 10 dakika boyunca çalmıştı bizde o 10 dakika boyunca gülmekten yerden kalkamamıştık.Tam 14 yıldır bunu yapıyorum belki hatırlarsın diye ama sende balık hafızası varmış.14 yıl boyunca hep uğraştım beni hatırlaman için her seferinde kim olduğumu anlatmaya çalıştım.Ama bir sonraki telefon çalışında gene unutuyordun. Herşeye baştan başlamak zorunda kalıyordum.Bu benim için ne kadar zor tahmin edebiliyor musun..Hepsini unutmuyordun ama hakkını yemiyeyim belli kısımlarını kesiyor ve onları aklında tutuyordun.Nedense bu kestiğin yerler hep önemli yerler oluyordu.Bu sayede hatırladığını düşünerek aramaya devam ediyordum. Eninde sonunda beni tanıyacağını düşünüyordum..

    -Gülün; dünya da sizinle gülsün. Ağlayın; ama yanlız ağlayın..

       Bu sözü sen söylemiştin hatırlıyor musun bütün mutlulukları beraber yaşayacağımıza dair.Sen sözünde durmadın ama ben durdum senin tutumadığın sözü ben tuttum.14 yıl boyunca yaşadığım bütün mutlulukları senle paylaştım..İlk arayışımda tanışmamızı anlatmıştım ikimizin..Pencereden seni izliyordum bir aşağı bir yukarı koşturup duruyordun.Sonra benide çağırdın beraber oynamamız için.Çok güzel vakit geçiyorduk.Sonra kafamıza işaret koymaya karar vermiştik..Sen bana sormuştun "Bunu gerçekten yapacak mıyız ? "

       Daha sonraki arayışımda ise abimin evliliğinden bahsetmiştim sana.."Abimin evlendiğini ama kendi düğününe bile geç kaldığını" dile getimiştim.Sen de buna çok gülmüştün.Uzun zamandır gülüşünü hasrettim ama güldüğünde bile beni bir yabancı olarak görüyordun..


       Yavaş yavaş sana tüm gerçekleri beni hatırlaman için elimden gelen herşeyi yaptım ama sende hiçbir değişiklik olmadı.Hiçbir zaman yılmadım.Birgün hatırlayacağını düşündüm..

       Hatırlaman için  son birşey daha.Hem bu sayede odanın içindeki kanın kime ait olduğunu da öğrenmiş olacaksın. Birbirimize olan sevgimizin arkasında çok önemli birşey daha vardı.Tanıştığımız gün farkında varmıştık.İkimizin çok büyük bir ortak noktası vardı.Belki de o yüzden ki birbirimizi unutmayalım diye kafamıza işaretler koymuştuk.O işaretler sadece yara izinden oluşmuyordu.O yara izleri oluşurken bir acı gösterisi kırmızı bir şölen vardı :

    -Gözlerim kırmızıdan başka renk görmüyor..
    -Evet benim de benim de çok güzel..

       Anlayacağın üzere ikimizde kana tapıyorduk.Özellikle de birbirlerimizin kanına.Hiçbir sebeb yokken birbirimizin elini, kolunu, yüzünü bıçakla kesip kanın akışını seyrediyor büyük keyif alıyorduk.Daha fazla uzatmıyacağım..Beni hatırlaman için en büyük kozumu oynuyorum.Şuanda çok büyük bir acı içinde olsam da belki de senin gözündeki o beni tanıdığın mutluluğunu hissediyorum..

       "Şu odanın içinde bulunduğun duvarlar tam anlamıyla bir sanat eseri niteliğinde iyi bak onlara ve hepsinde benliğimin bir parçası olduğunu gör ve beni ne kadar çok sevdiğini söyle.."

24 Ağustos 2010 Salı

Beşiktaş'ın Son Bombası

       Robinho Gelecek mi gelmiyecek mi tartışmaları sürerken, Beşiktaş külübün başkanı Yıldırım Demirören "Robinho'yla beraber bir büyük transfer daha yapacağız" şeklinde bir açıklamada bulundu.Bunun üzerine harekete geçen Fanatik ve Fotomaç önderliğinde ki AHA(Antinkuntin Haber Ajansı) bu transfer için araştırmalara koyuldu.Yurtdışındaki kaynaklarını da kullanan AHA ilginç sonuçlara ulaştı..

       AHA nın ulaştığı sonuçlara göre Türkiye tarihinde bir ilk olarak görülen bu transfer büyük ses getireceğe benziyor.Q7 ve Guti gibi önemli yıldızları kadrosuna katan Beşiktaş kulübünün bu transfere ne kadar para harcadığı ise bir sır gibi saklanıyor.AHA nın ulaştığı bilgilere göre bu transfer Beşiktaş ın tam ihtiyaç duyduğu 45 numara olarka gösteriyor.Daha önceleri Beşiktaş forması altında 45 numara önemli birisine verilmemeşti ama bu transfer ile büyük bir ilk yaşanacak gibi.45 numara değince hemen akıllara bir zamanlar Inter de oynamış bu sene içinde de M.City transfer olmuş olan Mario Balotelli gelsede Demirören bu haberi yalanladı :

      "M.City ile içli dışlı olduğumuz doğru yakında kardeş klüp olarak anlaşma imzalayacağız onlarda abimiz olarak bize destek sağlayacaklarına söz verdiler.Balotelli ye teklifimiz oldu ama M.City heyeti daha yeni transfer ettikleri bu oyuncuyu veremeyeceklerini dile getirdiler ama bir sonraki sene için ön mukavva imzaladık.Bu da iyi bir sonuç camiamız için..45 numara transferine gelirsek maaliyetinin bize çok ucuza olduğunu söyleyebilirim açıkcası.3 gün süren msn görüşmeleri sonunda karşılıklı olarak cam açmaya karar verdik.Kısa bir süre sonra da anlaşmayı sağladık."

       AHA nın Demirören'i bir çıkmaz sokakta sıkıştırıp sorduğu sorular arasında en ilginç cevap Robinho ile ilgili olan soruya verilen cevaptı :

       Demirören : "Robinho konusunda tam şuanda olduğu gibi bir çıkmaz sokağın içindeyiz.Kardeş takım M.City ve Robinho ile anlaşma sağladık ama Fenerbahçe ile görüşmelerimiz sürüyor.Fenerbahçe ye verdiğimiz teklif  " İlk 3 ay bizde oynamak ve 3 ayda bir takım değişmesi şartıyla futbolcunun her iki klüpte de oynamasını, oyuncunun yıllık maaşını da BJK tarafından ödenmesidir." Ancak Fenerbahçe yönetimi özellikle de Aziz Yıldırım bu teklife sıcak bakmadı.Oyuncunun son 3 ayının Fenerde olacak olması ve bu ayda takımların tatil dönemine girecek olması dolasıyla teklif olumsuz karşılandı.Görüşmelerimiz devam ediyor bir gelişme olursa ben sana mesaj atarım böyle çıkmaz sokaklarda sıkıştırmayın ayıp oluyor.."

       Bu konuşmadan pek az süre geçmişti ki AHA nın kaynaklarının Demirörenin takip etmesi sonucu Demirören in yeni 45 numarayla görüştüğü görüldü.

       Sıkı durun gene bir AHA klasiği ile "Beşiktaş ın Son Bombasını" açıklıyoruz...
 


      Yeni 45 numara transfer haberlerini yalarken (yalanlamak istiyordu en son ama başaramadı) "artık önümüzdeki hunilere bakıcaz " diyerek Beşiktaş taraftarına gönderme yaptı..


      Beşiktaş bu transfer sonrasında tam olarak delirmesi bekleniyor.
 
      "Yeter Demirören yeter Delirdik yeter Demirören Yeter.."

      Reröreröreöreöreöröeröeöre

20 Ağustos 2010 Cuma

Kanlı Günlük..S01E05..

              Sana sarı laleler aldım çiçek pazarından...

       En sevdiği şarkıydı bir zamanlar hergün sırf gül yüzünde güller açsın diye sarı laleler alırdım ona çiçek pazarından.Üç kuruşum varsa bir kuruşunu lalelere verirdim.Kalan iki kurusun bir  kuruşuyla bir gün çocuğumuz olur diye birikim yapardım.Son kuruşla da hayatı güzelce yaşamaya ayırırdık...

    Ne radyo da o şarkı çalar oldu.. 
    Ne gül yüzünde güller açar oldu..
    Sen gittin gideli güzelim..
    Üç kuruşum boğazıma takılır oldu..

    O telefon her çaldığında..
    Radyo susar oldu..
    Güller solar oldu..
    Sen gittin gideli güzelim..
    Üç kuruşum bir simit almaz oldu..


       Pencereyi tokayla açıp yangın merdiveninden aşağıya inmeye başladım.Artık bu işte tamamen yalnız başımaydım.O yanımda değildi bana inanan kimse kalmamıştı.Herşey mutluluğumun geri gelmesi içindi.Aşağıya indiğimde ne yapacağımı anlamak için etrafa gözgezdirdim.İşte o zaman küçük bir oyunun içinde olmadığımı anladım.Hastanenin arkasındaki eski binanın tabelasında yanıp sönmeler olduğunu farkettim..

    PATRON SOLAK MAHİR

       Bu bina da daha önce nasıl bir iş yapılıyordu bilmiyorum ama tabelasını takip etmeye başladım.Bir süre sonra kendini tekrar ettiğini farkettim ve bir anlam çıkarmaya çalıştım :


    A..R..T..M..A..N..I..S..A..H..İ..L..A..P..

       Harfler sıralı olarak gidiyordu ve onüç harften oluşuyordu..

    İSA HİLAP ART MAN

       Mantıklı gelmiyordu..Kalem yardımıyla yeni şeyler türetmeye başladım..

    MANİSA Hİ LAPA RT

Bu da olamazdı.Manisa bir şehir olur tamam.Hi ingilizce merhaba demek oda olur.Lapa nişasta su karşışımı bir bulamaç hade bu da olsun da RT ne ? RT ye de birşey buldum peki bunları bir araya getirince nasıl bir anlamlı bir sonuç elde etmem gerekir ki..Biraz daha düşündüm bu şekilde bir sonuca varamayacağımı anladım ve başka sözcükler türetmeye başladım..Sonunda da buldum..Evreka evraka..

    SAHİL APARTMANI

       En mantıklısı buydu ve büyük ihtimalle oraya gitmemi istiyordu.Şimdi önümde küçük bir sorun kalmıştı.Sahil apartmanı neredeydi ? Etraftaki bir kaç dükkana girip nerede olduğunu bilip bilmediklerini sordum ama bütün insanlar burada öyle bir apartman olmadığını söylüyorlardı.Hastaneden biraz daha uzaklaştım ama sonuş değişmedi kimse "Sahil Apartmanı" diye bir apartman duymamştı..

       Daha da uzaklara doğru yürüdüm ama orada da sonuç değişmedi.Bunda bir yanlışlık vardı bu kadar uzaklara gitmemem gerekirdi.Bu kadar karışık olmayacağını düşünerek hastaneye geri döndüm ve etrafında dolşamaya başladım.Eğer "Sahil Apartmanı" diye bir yer duyulmadıysa benim aradığım bir apartman değildi.Etrafa daha dikkatle bakmaya başladım işler yavaştan yerine oturuyordu..

       Gözüme bir emlakçıyı kestirdim ve içeri girmeden önce camındaki kiralık ilanları gözüme çarptı. "Kiralık Apartman". Mantıksız gelmişti bir apartman ne diye kiraya verilirdi ki.Gözlerimi biraz daha aşağıya indirdim de o zaman anladım..Emlakçı yaz ayında olunduğu için sahil kenarında ki apartmanları kiraya veriyordu.Biraz yanlış tabir mi kullanılmıştı.Yoksa benim dikkatimi çekmek için mi yapılmıştı orasını pek önemli olmadığını düşündüm.Ve içeri adımı attım ve aklıma gelen ilk şeyi söyledim..

    -Kolay gelsin.Sahilde ki apartmanlardan birisinde kalmak istiyorum boş daireniz var mı acaba ?
    -Sağolun.Yaklaşık bir haftaya yakın hiç boş yerimiz yoktu ama ne şanslısınız ki bir saat önce bir yerimiz boşaldı.Bir bayan yaklaşık 4-5 haftadır orada kalıyordu bugün buraya gelerek anahtarını iade ederek çıkışını yaptı.

       O anda şok olmuştum ne diyeceğimi bilemedim bir süre dilsizmişim gibi orada öylece durdum..En sonunda emlakçı beni kendime getirtti :

    -Beyfendi iyi misiniz..
    -Tamam tamam iyiyim biraz başım döndü ama şimdi geçti.Ben o odayı hemen şimdi tutmak istiyorum bir mahzuru yoksa..
    -Tamam hemen kiralama işlemini başlatıyorum.Ne kadar kalacaksınız acaba ?
    -Çok kalmayı planlamıyorum açıkcası bir takım "küçük" işlerim var onları halletmem için yalnız kalmam gerekiyor.Ama siz belirli bir gün söyleyemiyeceğim ben çıkarken size bildiririm..

       Gerekli işlemler yapıldıktan sonra  kadından anahtarı alıp "Sahil Apartmanı" na doğru yola koyuldum.Emlakçı bana apartmanda ki görevliye götürmem içinde bir çanta verdi ben de kabul ettim nezaketen.Apartman fazla uzak değildi.Bana verilen oda 12 numaralı odaydı.Bilmem pek önemi var mı ama 12 numara eşimle evlendiğimiz ve çocugumuzun olacağını öğrenceğimiz günün tarihiydi..Pek şaşırmadım açıkcası bunca olanlardan sonra..

       Apartmana geldiğimde burasının bana hiç yabancı gelmediğini farkettim ama fazla üzerinden durmadan içeriye girdim.Görevliye çantayı uzattım :

    -Bu çantayı size vermemi istediler..
    -Efendim ? Çanta mı bir yanlışlık olmasın kim bana vermenizi istedi acaba ?
    -Merkezdeki hastanenin karşısında ki emlakçıda ki kadın..
    -Evet merkezde birlikte yaklaşık üç yıldır iş yaptığımız bir emlakçımız var ama orada hiç bir zaman bir kadın bulunmamıştır.Bir yanlışınız olmasın..
    -Yoo pekala bir kadın verdi bunu size vermem için isterseniz bir telefon açın beni doğrulayacaklardır..
    -Peki..Alo..(Telefon konuşması devam ederken)

    -Emlakçıda üç yıldır orada olan ve şimdi de orada olan beyfendi öyle bir şey olmadığını söylüyor ne çantadan ne de kadından haberi olmadığını dile getiriyor.Ne zaman çanta size verildi acaba ?
    -Bir saat bile olmamıştır daha yeni..
    -Malesef böyle birşey olması mümkün bile değilmiş.Beyfendi 2 saatten beri dükkanda olmadığını dükkana gireli yaklaşık on dakika olduğunu dile getiryor.
    -Peki ben 12 numaralı odayı kiralamıştım onunla ilgili ne diyeceksiniz peki..İsmim ....
    -Hemen bakalım..Evet bu isimde bir kişiye bir oda kiralanmış ama malesef 12 numaralı oda değil.19 numaralı oda kiralanmış.Bugün biraz dalgınsız galiba iyisinizdir umarım.
    -Tamam sağolun ben gerisini hallederim davranışlarım için de kusura kalmayın..

       Elimde içinde ne olduğunu bilmediğim ve belki de bana o telefonda ki kadın tarafından verilen bir çantayla kiraladığım 12 numaralı odaya değilde belki de gene onun kiraladığı 19 numaralı odaya giderken buluyorum.

       Kapıyı açıyorum o da neeeeeeeeeeeeeee!!!!

       Kapıyı açıp içeriyi görüp kapıyı kapamam sadece 3 saniye içinde olup bitiyor..

       Denizden sahile su vururmuşcasına duvarda bir su dalgalanması izlenimi vardı ama duvardaki su değil kandı.. 

12 Ağustos 2010 Perşembe

Kanlı Günlük..S01E04

    Bir Haftadır Elimi Sana Süremediğim Sevgili Günlük ;


       İşler pek yolunda gitmiyordu bende bir de senin canını sıkmıyayım dedim.Bir haftadır yazmamamın sebebi onun yoğun bakımda olması.Son yazımı yazdıktan sonra sayıklamaya başladı.

    -Telefon çalıyor..Telefon çalıyor..Telefon çalıyor.. diye

       Ardından birşeyler daha söyledi ama tam anlayamadım ne demek istediğini ama o an da birşeylerin yolunda gitmediğini farkettim hemen hemşireleri çağırdım ve yoğun bakıma kaldırıldı.Hala da orada.Bunların olmaması için ne gerekiyorsa yapardım ama bana o fırsat ne yazık ki verilmemişti.Yaptıklarımın cezasını çekicektim.Ama malesef ki ne yaptığımı dair bilmiyordum.Bu kadar hayatımızı altüst edecek ne yapmış olabilirdim ki.Bazıları düşünüuyorum o kadın ikimizi birden suçlu görmüştü olanlardan dolayı ve ikimize de kötü bir hayat yaşatıyordu.Beraber yaptığımız şeylere baktığımda bınların olmasına sebeb göstercek bir durum görmüyorum bir yerde artık ölsek de kurtulsak diyoru önun için ölümden beter duruma geldi çünkü..

       Oda da tek başıma oturuyorum ne gelen var ne giden.Bana herhangi bir sorun olmadığunı onu odasında beklememi söyledilr mecburen kabullendim bende.Bir saattir bekliyorum yakında çıkaracaklarmış.O gelene kadar biraz gözlerimi kapatırsam iyi olacak sanırsam..

       İki üç gündür uymadığum için göz kapaklarım ağırlaşmaya başlamıştı ki gözlerimi dinlendirdiğim anda uykuya dalmışım..

    -Efendim..
    -Beni şaşırtıyorsun..İlk defa telefon bir kere çalar çalmaz açtın bekliyor muydun yoksa aramamı..
    -Hala ne istiyorsun daha istediğini alamadın mı bütün mutluluklarımızı emdin hala niye devam ..
    -Anlaştuğımızı sanıyordum ben konuşurken sen dinleyeceksin..Bayadır uyumuyorsun anladığım kadarıyla bir yorgunluk var üstünde ama doğaldır o bu durumdayken senın uyuyor oılman pek hoş olmaz..Sana birşey söyleyeceğim ama sakın paniğe kapılayım deme.Her ihtimale karşı yavaşca söyleyeceğim..

       "Onun yanındayım.Şuan verilen ilacın etkisiyle uyuyor.Bu kadar zaman geçmesine rağmen hala hiç değişmemiş.Onu ilk gördüğümdeki güzelliğini hala koruyor..Kendine iyi bak pek yakında görüşürüz.."


    -O burada o burada diyorum size.Onun yanında şuan ona zarar verebilir size diyorum o burada....
    -Beyfendi lütfen sakin olun kim burada kime zarar verebilir ? Beyfendiye su getirin çabuk.
    -Eşimi görmek istiyorum lütfen beni ona götürün lütfen..
    -Yoğun bakımdan yeni çıktı beyfendi şuan da kimse yanına giremez.Rahatlığını bozulmaması gerekiy..
    -Lanet olsun beni hiç dinlemiyor musunuz..O burada diyorum eşime zarar verebilir diyorum dinlesenize o bu ra da ...

    -Nabız 60 kan basıncı 90/60 ve gittikçe normale doğru gidiyor..
    -Beyfendi beyfendi beni duyabiliyor musunuz..
    -Ne oldu bana eşim nerede onu yakalabildi..
    -Tamam beyfendi zorlamayın kendinizi.Kısa bir süre önce baygınlık geçirdiniz ama şuan durumunuz iyiye gidiyor.
    -Eşim nerede..
    -O iyi durumda yoğun bakımdan çıkarıldı.Herşey yolunda korkmanıza gerek yok.Birazdan polisler gelecek ve bayılmaadan önce söyledikleriniz dinleyecekler.Onlar ne demek istediğinizi anlamışlar sanırsam.Siz dinlenmenize bakın..

       Zor nefes alıp veriyordum bu nasıl olurdu hala aklım almıyordu.Hastaneye kadar girmiş ve eşimin elini tutabilecek kadar ona yaklaşmıştı ve belki de elini tutmuştu.Lanet olsun.Tam bu sırada polisler içeri girdi.

    -Nasılsınız beyfendi..
    -Ben iyiyim onu yakalayabildiniz mi onu söyleyin.
    -Biz de bunun için konuşmaya gelmiştik zaten.Söylediğinizin aksine kimseyi göremedik.Eşiniz yoğun bakımdan çırakıldıktan sonra özel bir odaya konuldu ve yanına kimse alınmadı.Herşey kontrol altındaydı yani.
    -Nasıl olur açık ve net bir şekilde bana yanında olduğunu söyledi.
    -Kim beyfendi kim ?
    -O.O işte o kadın bütün hayatımızı zehir eden o kadın hala anlamıyor musunuz hastanede olduğumuz sürece hep size ondan basediyorum ama siz beni anlamakta zorluk çekiyorsunuz anlamıyorsunuz bile..
    -Beyfendi o telefon konusunda anlaşıtığımızı sanmııştık.Siz o telefonları kafanızda uyduruyorsunuz hepsi hayal gücünüzün bir ürünü.Eşiniz de o olmayan telefon görüşmeleri yüzünden ipleri kaçırdı.
    -Hayır siz beni anlamıyorsunuz o telefon görüşmelerinin hepsi yapıldı.Hepsi tek tek bütün mutlu günlerimiz o kadın tarafından baltalandı.Daha demin onunla konuştum diyorum sizre odada ki telefondan...
    -Beyfendi işleri zora sokmaya başlıyorsunuz sizinde ipleri elinizden kaçırmanıza az kaldı.Bir tanesini de kaçrdınız hatta.O odanızda ki telefon bir yıldır bozuk ve hiçbir şekilde görüşme yapılamıyor.Beyfendi beyfendi gene bayıldı koşun hemşireleri çağırın..

       Tekrardan gözlerimi açtığımda etrafında bir takım doktorlar vardı.Herşeyin yolunda olup olmadığını kontrol ediyorlardı.Yolunda olduğunu anlamışlardı ki hemşirelere bırakıp dışarı çıktılar.Polisler yanıma gelmişti;

    -Şimdi daha iyisinizdir uımarım..
    -Evet çok sağolun.Sizi de meşgul ettiğim için kusura bakmayın.Çok zor bir dönem geçiriyoruz.Eşim bir haftadır yoğun bakımda ve bende bu dönem için de pek az uyku imkanı bulabiliyorum.Onun için olsa gerek ki olmamış şeyleri oluyormuş gibi görmeye başladım.En azından en mantıklı açıklama bu olmalı çünkü bozuk bir telefona cevap vermiş olamam demi..
    -Aklınızın yerine gelmesine sevindim tekrardan geçmiş olsun artık biz rahat bırakalım sizde biraz uyuyun isterseniz..
    -Sağolsun evet biraz uyusam iyi olacak..

       Oda da gene yanlız kalmıştım.Artık biraz kafamı dinleyebilirdim.Tüm bu olanlardan sonra ne yapacağımı düşünemez hale geldim.Uyku sersemi olarak dolaşıyor olabilirm ama tek birşey varki o da tüm bu olanların gerçek olduğudur.Her ne kadar o telefonun bozuk olduğu söylensede ben o görüşmeyi yaptığımı çok iyi biliyorum ve ben deli değilim olmayacağımda..

    -Efendim..
    -İkidir beni şaşırtıyorsunuz.Garipser oldum açıkcası..
    -Seni pislik o telefona bir şekilde paralel çektiğini biliyordum nasıl ne şekilde yapıyorsun bilmiyorum ama polislerin dediği gibi o telefon çalışmıyor durumda değil sadece göstermelik.
    -Telefon konusunda kısmen de olsa yanılıyorsun ama önemli değil bunlar küçük mevzular.Bu arada farkına varmışsındır eşinin durumunun düzelmesi belki de benim elimde.Birşeyler değişmeli artık.Beni bilen bir sen varsın ve başkaları sana inanacak durumda değiller..
    -Ne istiyorsun...
    -Sonunda..Biraz geç oldu ama anlayabildin.Hala benim kim olduğumu ve senden ne istediğimi anlamış durumda değilsin.Bu kadar zamandır senin tüm mutluluklarında beraberdim bunu boş yere yapıyor değildim herhalde.Ama sonunda ikimizde mutlu sona ulaşacağız.Sen benim istediklerimi yapacaksın bende sana kim olduğumu ve neden hayatında yer aldığımı anlatacağım ama yavaş yavaş.Herşeyin bir zamanı var.Şimdi ilk sen başlıyorsun dediklerimi doğru bir şekilde yaparsan herşey açıklığa kavuşabilir..

       Öncelikle çekmecedeki saç tokasını al ve pencereyi aç.Tüm olanlardan sonra seni güvenlik içinde tutuyorlar ve kaçmanı istemiyorlar aklını yitirdiğininde dolayı yaptıklaro doğru olsa gerek..Pencereyi açtıktan sonra yangın merdiveninden aşağı in sonrasını farkedeceksin zaten.Son birşey daha seni izlemede olacağım..

Gözlerin gözlerim, ayakların ayaklarım, mutlulukların mutluluklarım olacak...

6 Ağustos 2010 Cuma

Kanlı Günlük..S01E03..

       Bir saattir onu izliyorum.Karşımda ne yapacağını bilememiş bir şekide yatıyor.Arada bir sayıklıyor anlmadığım şeyler söyleyip duruyor.Arada bir de bana bakıyor beni hatırlıyormuşcasına..Doktorlar hafıza kaybından kaynaklanan ciddi bir tranmva sonucu beyinde hasarların oluştuğunu söylüdiler.Sabırla beklemekten başka çare yokmuş.Hergün gelip ilaç verip iğne yapıp rutin kontrolden başka birşey yapmıyorlar.Bu da benim sinirlerime dokunuyor..

       Telefona cevap verdiği yani beni en son hatırladığı gün.Herşeyi değiştiren işte o gündü.Hayatımız bir anda mahvolmuştu.O gün o kadar çok ağlamıştım ki bir daha hayatım boyunca ağlamayacağıı düşünmüştüm.Şuan içinde öyle gözüküyor..

       Bu olayların hepsinin oluşmasına sebep olan asıl olay bundan 11 sene önce düğünümüzde cereyan etmişti.Bir kır düğünü planlamıştık, davetliler de yavaştan gelmeye başlamışlardı.Çok heyacanlıydı yerimden duramıyordu.Habere bana "Bunu gerçekten yapacak mıyız ? " diye sorup duruyordu.Hala gerçek olduğunun farkılda değil gibiydi.O kadar mutluydu ki bu olanlara inanamıyordu.

       Davetlilerin hemen hemen hepsi gelmişti.Çok güzel bir ortam oluşmuştu.Annem ve babam davetlileri buyur ediyorlardı.Herşey o kadar hızlı oluyordu ki.İnanması güç geliyordu ona.Ama alışılmayacak birşey değildi.Birbirmizi seviyorduk sonuçta, sevginin herşeye göğüs gerebileceğini herkese göstermek istiyorduk özellikle abime.Pencereden bakmamın sebebi de onun giriş yaparken ki surutanı görmekti.Ama o gün bir türlü göremedim..

       İlk telefon o gün çalmıştı.Abim olduğunu düşünmüştüm ama değildi.

    -ALO..
    -Düğününüz planlandığı gibi gidiyordur umarım..
    -Kimsiniz ?
    -Benim kim olduğumdan çok neler yapabileceğim daha önemli..
    -Affedersiniz ama neler saçmalıyorsunuz hiç vakti değ....
    -Sözümü kesme ve dinle..Senle daha önce de telefonda kanuşmuştuk.Gene mutlu bir günündü.Birbirinizle o gün tanışmıştınız hatırlamışsındır umarım. Benden o kadar kolay kurtulamayacağınızı söylemiştim.Yaptığın hataların, yanlışlıklarının karşılığını göreceğini söylemiştim.Elbette ki o da görecek.Beni bu kadar kolay unatamazsınız herhalde.Hatırlarsanız bütün mutlu günlerinizde sizinle beraber olacağıma dair bir söz söylemiştim.

    -Gülün; dünya da sizinle gülsün. Ağlayın; ama yanlız ağlayın..

    -Gördüğüm kadarıyla unutmamışsın.Bunun başlangıç olduğundan emin olabilirsin..Bütün mutluluklarınız da yanınızda olacağım ama aynı zamanlda o mutluklarınız sizi mutsuzluğa sürükleyecek.Benim bütün mutluluklarımı elimden aldınız bende aynısını size yavaş yavaş yapacağım.Mutlu günüm olmasın diye dua edeceksiniz..

   -Bugünkü mutluğunuz abinden ileri geliyor.Ne güzel de hayeller kuruyordunuz özellikle abinin suratının alacağı ifade sizii bu mutlu gününüzde daha çok mutlu edecekti.Ama öyle birşey olmayacak.Elinizdekilerin kıymetini hiçbir zaman bilemediniz.Merak etmeyin ben size teker teker göstereceğim o zaman daha iyi anlayacaksınız.Umarım beni anlıyorsunuzdur bu "mutlu" gününüz de size "mutluluklar" dilerim.

Carpe diem..


       11 sene içinde telefon 8 kez daha çaldı..Hepsinde ayrı bir mutluk içindeydik ama sadece kısa bir sürekiğine olduğunu biliyorduk.Hiçbir zaman o kadar sevinemedik.Telefon daki kadının mutluluklarımızı engellemezine göz yumduk hep bir süre sonra artık aramayacağını umut ederek yaşıyorduk.Ama o bir süre hiç bir zaman geçmek bilmiyordu.

       Burada olmamıza sebep olan telefonun çaldığı gün herşeyin bittiği gündü.Hem de hayatımızda en mutlu günümüzdü..O telefon da söyledikleri bizi buralara kadar getirdi :

    -Tebrik ederim..Bir çocuğunuz olacakmış..
 
spongebook Copyright © 2010, Template is White Clean Magazine.