Öhöm öhööömmm...
Uyan artık zahmet olmazsa kaç saattir uyuyorsun.Çok güzel uyuyordun kıyamadım uyandırmaya ama kusura bakma da saat de on ikiyi geçti daha kahvaltı yapıcaz.Arkadaşım uykucu değil senin gibi hem de onun alması gereken ilaçlar var.Bana öyle ters ters bakma haksızmışım gibi...
Hey ağzıma sıçayım burada dura dura bende deli olmaya başladım yaptığım işe bak oturmuş defterle konuşuyorum.Birisi görmüş olsa ne yaparım acaba.Görende defterle ciddi bir aşk içinde olduğumu sanacak öyle bir konuşuyorum ki kırk yıllık hayat arkadaşım sanki.Neyse bugün güzel birgün moralimi bozamam bir defter için normal samimiyetimizle abartmadan devam edelim..
Bugünün güzelliği arkaşımın hastalığında iyileşme görülmüş olması ama doktorlar pek sevinmeyin diyor o kadar büyütülecek birşey değilmiş.Ne demezsin ben ne zamandır bu anı bekliyordum.Arkadaşımla uzun bir beraberliğimiz var onun bu durumlara düşmesi beni de etkiledi.Yaklaşık 14 yıldır aynı evi paylaşıyoruzduk. Üniversiteden beri yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyordu. Ne zaman ki o telefon çalıp bizi bu duruma düşürüne kadar..
Herşeyin bir başlangıcı bir de sonu vardır.Bu başlangıç ve son kelebek için bir gündür.Bizim için ise 14 yıldı.O telefon çaldığında ve görüşme tamamlandığında o herşeyiyle mükemmel yaşadığımız 14 yıl artık geride kalmıştı.Herşeyi önceden planlamıştık eğer o telefon birgün çalarsa yaşadığımız bütün herşeyi bırakıp yeni bir hayata başlayacaktık.Ama o telefonun çalacağını hiçbir zaman düşünmemiştik. Çalmayacağını umut ediyorduk yaşadığımızı herşeyi bir kenara atmamızda kolay sayılabilir birşey değildi kabullenemiyorduk.Çok iyi hatırlıyorum bir pazar sabahı daha güneş yeni doğuyordu.Ben onun uyuyuşunu seyrediyordum bunu farkedip rahatsız olmuş olmalı ki bir anda uyanıp;
- Günaydın.. dedi.
O "Günaydın" değişini son kez o gün söylemişti bir daha da söylemedi.Yatakdan kalktıktan sonra kahvaltı için mutfağa gidip "son" kahvaltımızı hazırlamaya koyulduk.Sanki bu son kahvaltımız olacakmış duygusuna kapıldım bir ara ama bunu ona söylemedim saçmalıyordum çünkü.Kahvaltı için masaya oturduk.Kahvaltılarımız çoğunlukla sessiz geçerdi.Kahvaltı da konuşmayı pek sevmezdik kahvaltının ruhunu kaçıracağımızı düşünürdük.Ama o kahvaltı pek sessiz geçmedi..
Telefon çalıyordu çalıyordu çalıyordu..Susmasını bekledik..Hala çalıyordu..Her telefon çalışında bizde sayıyorduk bu şekilde telefondan kopmaya çalışıyorduk.Ama lanet olası telefon hala çalmaya devam ediyordu çalıyordu çalıyordu çalıyordu...
En sonunda birşeyin farkına vardım.Otuzyedi otuzsekiz ve otuzdokuz..Telefon susmuştu artık gözlerimi açabilirdim kıyamet gerçekleşmemişti telefon susmuştu bu da herşeyin bir sonu olmadığını gösteriyordu.Birileri yanılmıştı belki bir kelebek için ömrünün sonu olabilirdi ama bizim için değildi.Gözlerim açtım..
Ve o an farkettim ki o yanılanlarda birisi bendim.Karşımda ki sandalye boştu.Orada "o" olmalıydı ama boştu.Mutfak da bile değildi...
-ALO..
Herşey bittiğini farkettim..Halbuki o otuzdokuz deyişimdeki gözlerim deki mutluluk görülmeye değerdi . "O" yapamamıştı telefonu açmıştı kendisine engel olamamıştı...
Hayat kısacık..
Biraz hayal,
Biraz sevgi,
Derken merhaba..
Hayat boşuna..
Biraz ızdırap,
Biraz umut,
Sonra ELVADA..
Uyan artık zahmet olmazsa kaç saattir uyuyorsun.Çok güzel uyuyordun kıyamadım uyandırmaya ama kusura bakma da saat de on ikiyi geçti daha kahvaltı yapıcaz.Arkadaşım uykucu değil senin gibi hem de onun alması gereken ilaçlar var.Bana öyle ters ters bakma haksızmışım gibi...
Hey ağzıma sıçayım burada dura dura bende deli olmaya başladım yaptığım işe bak oturmuş defterle konuşuyorum.Birisi görmüş olsa ne yaparım acaba.Görende defterle ciddi bir aşk içinde olduğumu sanacak öyle bir konuşuyorum ki kırk yıllık hayat arkadaşım sanki.Neyse bugün güzel birgün moralimi bozamam bir defter için normal samimiyetimizle abartmadan devam edelim..
Bugünün güzelliği arkaşımın hastalığında iyileşme görülmüş olması ama doktorlar pek sevinmeyin diyor o kadar büyütülecek birşey değilmiş.Ne demezsin ben ne zamandır bu anı bekliyordum.Arkadaşımla uzun bir beraberliğimiz var onun bu durumlara düşmesi beni de etkiledi.Yaklaşık 14 yıldır aynı evi paylaşıyoruzduk. Üniversiteden beri yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyordu. Ne zaman ki o telefon çalıp bizi bu duruma düşürüne kadar..
Herşeyin bir başlangıcı bir de sonu vardır.Bu başlangıç ve son kelebek için bir gündür.Bizim için ise 14 yıldı.O telefon çaldığında ve görüşme tamamlandığında o herşeyiyle mükemmel yaşadığımız 14 yıl artık geride kalmıştı.Herşeyi önceden planlamıştık eğer o telefon birgün çalarsa yaşadığımız bütün herşeyi bırakıp yeni bir hayata başlayacaktık.Ama o telefonun çalacağını hiçbir zaman düşünmemiştik. Çalmayacağını umut ediyorduk yaşadığımızı herşeyi bir kenara atmamızda kolay sayılabilir birşey değildi kabullenemiyorduk.Çok iyi hatırlıyorum bir pazar sabahı daha güneş yeni doğuyordu.Ben onun uyuyuşunu seyrediyordum bunu farkedip rahatsız olmuş olmalı ki bir anda uyanıp;
- Günaydın.. dedi.
O "Günaydın" değişini son kez o gün söylemişti bir daha da söylemedi.Yatakdan kalktıktan sonra kahvaltı için mutfağa gidip "son" kahvaltımızı hazırlamaya koyulduk.Sanki bu son kahvaltımız olacakmış duygusuna kapıldım bir ara ama bunu ona söylemedim saçmalıyordum çünkü.Kahvaltı için masaya oturduk.Kahvaltılarımız çoğunlukla sessiz geçerdi.Kahvaltı da konuşmayı pek sevmezdik kahvaltının ruhunu kaçıracağımızı düşünürdük.Ama o kahvaltı pek sessiz geçmedi..
Telefon çalıyordu çalıyordu çalıyordu..Susmasını bekledik..Hala çalıyordu..Her telefon çalışında bizde sayıyorduk bu şekilde telefondan kopmaya çalışıyorduk.Ama lanet olası telefon hala çalmaya devam ediyordu çalıyordu çalıyordu çalıyordu...
En sonunda birşeyin farkına vardım.Otuzyedi otuzsekiz ve otuzdokuz..Telefon susmuştu artık gözlerimi açabilirdim kıyamet gerçekleşmemişti telefon susmuştu bu da herşeyin bir sonu olmadığını gösteriyordu.Birileri yanılmıştı belki bir kelebek için ömrünün sonu olabilirdi ama bizim için değildi.Gözlerim açtım..
Ve o an farkettim ki o yanılanlarda birisi bendim.Karşımda ki sandalye boştu.Orada "o" olmalıydı ama boştu.Mutfak da bile değildi...
-ALO..
Herşey bittiğini farkettim..Halbuki o otuzdokuz deyişimdeki gözlerim deki mutluluk görülmeye değerdi . "O" yapamamıştı telefonu açmıştı kendisine engel olamamıştı...
Hayat kısacık..
Biraz hayal,
Biraz sevgi,
Derken merhaba..
Hayat boşuna..
Biraz ızdırap,
Biraz umut,
Sonra ELVADA..


